REKABETİN YENİ PARAMETRELERİ

Başlığın böyle atıldığına göre, bunlar yani yazacaklarım, insanlar var olduklarından beri temel rekabet, hatta hayatın inşa edilmiş kopyalarıdır. Ve hatta bunların, hayatın varlığının nedeni söylenecek temel nedenin değişkendir. Zira Allah, hayatı ve ölümü, hangimizin en doğru olacağını, en doğru biçimde gerçekleştirdiğini sınamak için yarattığını söylemektedir.                                                                                           

Ancak bu yazının bağlamı genel bilgi değil, bugün insanlar üzerinde bir şeyler yapmaya çabalayanların, hangi etkile planların etkileri, teklif getirdikleri, rekabetin çerçeveleri olacaktır. 

Bu yazının muhatapları ise istisnasız onun düşüncesi, inancı, dini ve ideolojiden; bütün sosyal, siyasal, düzenleme teklifleri olanlar; sivil toplum, cemaat, devlet, bölgesel ve küresel evrensel güç sahipleridir.                     

Örnek vermek gerekirse; Türkiye'de, iktidar ve muhalefetteki siyasi unsurlar, laik, muhafazakar ve hatta kendisini tevhidi Müslüman olarak tarif edenler, sosyalistler, milliyetçiler, kapitalistler, masonlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, küreselciler, ulusalcılar, Budistler, ateistler, agnostikler, aydınlanmacılar ve diğer bütün gruplar bu yazının muhataplarıdır. Zira hayat makro kırılımın devam ettiğini birisini yaşamaktayız. 

Bu dönemde dünya, insanlık için yeni bir şeylerin teklif edilmesi, yeni düzenlerin kurulması demine gelindi. Güçlü olanlar, yeni teklifler, sistemlerin peşinde, rekabet, hatta kavga ediyorlar. Gücü olmayanlar, laflarını bırakıp, pasiflerinde oynuyorlar, oyalanıyorlar. Bazıları ise şaşkınlıkları, acziyetleri ya da tevekkülleri ile beklemekteler. Bu süreç sonunda yeni teklifler ve çabaların biçimlenip, insanların önüne konulduğunu gördüğümüz gibi; Allah'ın bazı insanlar için güç, fırsat ve imkan sağlaması; Liyakatlileri ve hak edenlerini bekleyen, boşaltılmış sahaların genişlemiş müşahedeleri muhtemelen. 

İnsanların halihazır durumlarını, sorunlarını, ihtiyaçlarını, arayışlarını, taleplerini ve farkında olmadıkları hususları okuyup, analiz ederek, strateji ve tavırlarını bunlar üzerine bina edenleri farklı kategorilerde ifadelendirmek mümkündür.                                                                                                                                                                                                                                                                                             
Mesela; Türkiye'de ki siyasi tarafların analiz ve yaklaşımları bir kategori olabilir. Ne insan doğasının hakikat ve derinliklerine uzanan analizlerle elde edilen veriler; ne de cari toplumun hal ve beklentilerine yaklaşabilen tespitlere dayanmayan düzey, öneri ve çalışmalar. Elbette birçok zeki, tecrübeli, okumuş insanın, ortaya koyabileceklerinin bunlar olmaması gerekir diye düşünüyor insan. Kestirmeden, burada bizatihilik meselesi var denilebilir. Ancak; her şeye rağmen bu verilerle, bu taleplerin karşılanamayacağı ortada ve tahmin edilemeyen değişiklerin olması mukadder gibi. Aksi halde, durum sürdürülebilir gibi değil.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                
Bu toplumda muhalif olmak iddiasında bulunanların da bizatihilik, özgünlük, inşa edebilmek, üretebilmek, itiraz edebilmek ve hatta talep edebilmek vasıfları da görülmemektedir. Hatta bu halin farkında oldukları bile söylenemez. Bu durumun nedenleri sadece kendileri tarafından değil, sistemin kurucu ve yöneticileri tarafından da gerçekçi ve başarılı biçimde tespit edilmek mecburiyetindedir. Çünkü herkesi, derinden ve çok parametreli biçimde ilzam edecek bir keyfiyet söz konusudur. 

Bizatihilik sorunu olmayıp, küresel etki üretebilenler ise, düşürdükleri gayyada artık yönetemez duruma geldikleri insanlık için farklı gayyalar imal edip, önermek stratejilerine devam etmekteler. Zira güç zannettikleri şeyin gücü, bunun ötesini görmeye, bilmeye, yönetmeye yetmemektedir ve onlar da bunu bilmemektedirler. İşte yeni dönemin temel stratejik rekabet parametrelerinden birisi budur. 
Elbette bu yazının hacmi ve mevcut iletişim mecralarının niteliği daha ötesini yazmaya izin vermez ve fakat başlığa esas birkaç temel rekabet parametresini de yazmak durumundayız.

En temel husus "anlamdır". İnsanların bütün arayışlarının, başarılarının veya sapmalarının temelini "anlam" oluşturur. Herkesin gözüne sokulurcasına ortada olan hususlardan biri de insanların ve özellikle yeni kuşakların anlam arayışlarıdır ki, bir kuşak öncesine nazaran bile farklılık göstermektedir. Son yüzyılda, anlam ve değer olarak imal edilip de bu güne kadar idare edilen parametrelerin artık işe yaramadığı açıkça görülmektedir. İlk bedeli de muhtemelen, bunu okuyamayan siyasetçiler ve bürokratlar ödeyeceklerdir.

 Eğer devlet düzeyinde, doğru zamanlı okumak ve tedbir almak söz konusu olmazsa, bu ölçekte de sıkıntı ve beka sorunları ihtimal dahilindedir. . Zira arayışları yönetilememiş insanların, bunun arızaları ile donanmış olarak, yakın gelecekte, yönetmek konumunda olacakları ortadadır. Bu nedenle, muhtemelen ve behemehal müessir önlemler de gelecektir. 

Bizatihi oldukları zannına sahip olanlar, insanların anlam ve değer ihtiyaçları ile oynayıp; yeni anlam ve değerler imal ederek gayyalar kurmakta ve insanları bu gayyalarda yönetmektedirler. Oysaki bütün insanların aradıkları anlamlar ve değerler, insanlar yaratılırken belirlenmiş olan özelliklerdir. İnsanlar zorunlu olarak, orijinal varoluş anlamlarını ararlar, bunlarla kurdukları hayatlarda tatminlerini bulurlar. Tatminlerini bulmuş insanların inşa ettiği dünyada; hukukun, adaletin, huzurun, üretimin, iş birliğinin, bütün iyilik ve güzelliklerin olduğu bir hayat olur. Bunu elde edemeyen insanların, sorun, israf ve çatışma üretmekten başka imkânları kalmaz. Bu da bir çok; tüketim, sömürü, istismar ve köleleştirme endüstrisinin ortaya çıkmasına sebep olur. 

İnsanların varoluştan gelen temel anlamları ve değerleri; bunları esas alarak inşa edecekleri hayat için zorunlu olan diğer temel hükümler; stratejik inşa ve rekabet parametreleridir. Bunlar imal edilemezler. Düzgün bir epistemoloji çerçevesinde öğrenilir, doktrine edilir, tekliflere ve çalışmalara esas kılınırlar. Bu sayede, esas arayışına kavuşan insanın inşası, tatmini, rüştü, özgürlüğü, üretimi ve katılımı sağlanır. Bunun ortaya çıkartacağı sonuçlar, rekabet edilemez bir asimetriye sahiptir. Böylece, her şeyin Rabbi olandan tarafından korunulup O'nun yardımları da elde edilebilir.

 

0 Yorumlar