KIYAMET NE ZAMAN KOPAR?

Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordum. "Bunu sadece Allah bilir, fakat gel sana kıyametin ayak seslerini dinleteyim, bu hususta belki bir fikre ulaşırsın" dedi.

İki vadinin tam ortasında yüksekçe bir tepeye çıkarttı ve "her iki vadiden gelen bütün sesleri dikkatlice dinle" dedi.

İki taraftan gelen seslerin tabiatı birbirlerinin zıddı gibiydi. Her birisi farklı kalibrelerde olsa da sanki havada çarpışan kurşunlar gibiydiler. Hatta her iki uçta, değişik mutlak frekanslara sahip birer diyapazon; her iki taraf, karşıdaki diyapazondan farklı frekansta ses kaynağı ve akort tutmaz bir ilişkiye sahip gibiydiler. Yani sesler frekans farkından dolayı birbirlerine paralel gidiyor ve asla frekans buluşması olmuyordu. Aynı halkanın iki ucu değilmiş ve birbirleriyle buluşmak imkânı yokmuş gibi bir hal içerisindeydiler.

Bir taraftan; volatilite, yüksek hacim, brüt takas sesleri gelirken, diğer tarafta; yokluk sınırı, açlık sınırı, asgari ücret kavramları konuşuluyordu.

Vadinin bir yönünde kariyer; sistemlerin, süreçlerin, geleceğin tasarım ve yönetimleri için yapılırken, diğer tarafta; iş bulmak, ekmek parası, sosyal statü gibi nedenler söz konusu ediliyordu.

Bilginin; kurucu, yönetici, değiştirici fonksiyonlara ilişkin bir etkinlikte ve zenginlikte üretilip öğretildiği tarafın karşısında; birkaç filtreden geçirilmiş, doğruluğu şüpheli ve etkisiz olan bilgilerle boğulanlar vardı.

Vadinin birisinde, "varlık hakikatlerinin" imal edildiği endüstrilerde çalışanlar, diğer tarafta; imal edilmiş "hakikatlerin" manyağı haline getirilenler görülüyordu.

Bir tarafta, hakikatin orijinal menşei ile bilinç boyutunda muazır koordinatlarda arz-ı endam edenlerle; diğer tarafta, sahte menşeilere kul edilmeye çalışılanlar göze çarpıyordu.

Dedim ya iki vadiden gelen seslerin frekansları birbirleriyle uyumsuz olduğu için, paralel mertebelerde seyrüsefer eyleyip, birbirleriyle buluşamıyorlardı.

Hatta tam böyle bile değildi. Halkanın her iki ucu da oradan başlayıp, içe doğru helezonik bir döngü oluşturuyorlardı. Ancak her ikisinin de başlangıç noktasındaki tüm unsurlar, faktörler, parametreler birbirlerinden çok farklıydılar. Adeta aynı halkanın birleşemeyen iki ucu, farklı iki quantum boyutu gibiydiler ve iki farklı quantum mertebe bir çatışma içerisindeydiler. İki farklı quantum boyutundan başlayan, farklı helezonik süreçlerin birbirleriyle temas noktasında nasıl bir durum oluşur merak konusuydu.

Düşündü, eğer aynı sistem halkası üzerindeyseler, bu çelişki, çatışma durumu nereden doğuyor, neden kıyamet potansiyeli ortaya çıkıyordu? Cevap bulamadı ve onları tepeye çıkartana sordu.

"Aslında başlangıçta bir quantum düzeyi oluyor bu sistemlerde. Halkanın mahiyeti ve bütün helezonik süreçler ondan doğuyor. Halkanın ana unsuru insanlardır. Eğer başlangıçta oluşturulan quantum boyutunun tüm unsur ve parametreleri, insanların doğasıyla özdeş olursa, halkanın bütünlüğü bozulmaz ve helezonik süreçler, tek yönlü ve mütemadiyen devam eder ve halkanın yarıçapı sürekli genişler."

Sorun, başlangıç quantum unsur ve parametreleri, insanların doğaları ile özdeş olmayınca ortaya çıkmaktadır. Her insan kendi doğasından başlayan ve kendi bireysel helezonik süreçlerini gerçekleştirmeye çalışan bir varoluş sabitesi ile büyük sistemin (halkanın) içerisinde yaşamını sürdürmeye çalışırken; halkanın kök parametreleri ile insanların doğalarının kök hükümleri çelişmeye başlayınca, insanlarla, sistem arasında kaçınılmaz olarak çatışmalar da başlamaktadır.

Sistemlerin kurucuları bu çatışmaların ortaya çıkmasını önlemek için; kendi kurucu parametreleri ile insanların doğalarını dönüştürmeye çabalamaktadırlar. Ancak insanlık tarihi boyunca ne insan tekini bütünüyle ne de sistemdeki insanların tamamını dönüştürmeye muvaffak olamamışlardır. Bu durumda; eninde sonunda halkada, bir türlü birleşemeyen iki uç doğmakta ve birbirine ters istikamette birer helezonik süreç oluşmaktadır. Bunlar eşdeğer güçte ve etkinlikte olmasalar ve hatta aralarında bir asimetri olsa bile, sistem adeta bir parçacık çarpıştırıcısı gibi çalışmaya meyilli hale gelmektedir.

Bu kıyameti önlemenin imkânı yok mu?

"Olmaz mı, elbette var. Eğer sistem kurucuları kök parametrelerini, insanların doğasının kök hükümleri çerçevesinde belirlerlerse, bu kere ne çelişki ne çatışma ne de kıyamet olmaz. Zira insanların doğasının kök hükümleri, varoluşsal sabite olduğu için, ortak payda olabilmek imkânına sahip tek parametredir."

2 Yorumlar

  1. Sistem kurucularının kök parametrelerini belirlerken, insanın doğasının kök hükümleri çerçevesinde belirleme ihtimalinde olabileceğini bilmek bile güzel. Umarım o ihtimal gerçekleşmeden kıyamet kopmaz. İhtimal dedim ama, kök hükümlerin varoluşsal sabite olması, ihtimali ortadan kaldırıyor mu? İhtimal demek yanlış bir yorum mu? Kıyamet hiç kopmayacak mı? Güzel bir yazı. Teşekkürler.