HALİMDEN HABER

Elimde hakikat
Karşımda dünya
Elimdekine bakıyorlar şaşkınca
Ben hepsine bakıyorum çaresizce
Halimden bir haber ver diye dua ediyorum
Bu yeni bir hal ve ben bilmiyorum

Önümde hakikat duruyor. Çıplak, ağır, sessiz… Ne onu bırakabiliyorum ne de taşıyabiliyorum. Sanki avuçlarımda ateşten değil de ışıktan yapılmış bir emanet var. Bıraksam kendimi inkâr edeceğim; tutsam bütün dünyaya yabancılaşacağım.

Karşımda dünya duruyor. İnsanlar, alışkanlıklar, cümleler, gülüşler, telaşlar… Hepsi bildikleri hayatı yaşamaya devam ediyor. Elimdekine bakıyorlar; şaşırıyorlar, anlam veremiyorlar, bazen korkuyorlar, bazen acıyorlar, bazen de küçümsüyorlar. Ben ise onların yüzlerine bakıyorum. Ne öfkelenebiliyorum ne kırılabiliyorum. Sadece derin bir çaresizlik, sessizlik içinde, aramızdaki görünmez mesafeyi seyrediyorum. Aynı kelimeleri konuşuyoruz ama başka âlemlerde yaşıyoruz.

İnsanın en büyük yalnızlığı, yanında kimsenin olmaması değildir. En büyük yalnızlık, gördüğünü anlatacak bir dil bulamamaktır. Bildiğini ispat edememek değil; hissettiğin hakikatin ağırlığını kimsenin omzuna koyamamaktır. İşte o zaman insan, kalabalıkların ortasında sessiz bir gurbet olur.

Bu öyle bir hâldir ki ne geri dönebilirsin ne de tam olarak ilerleyebilirsin. Eski dünya gözünden düşmüştür; yeni dünyanın yolları ise henüz sana öğretilmemiştir. Bildiklerin dağılmış, bilmediklerin seni kuşatmıştır. En zor an da budur. Hakikatin kapısından içeri girmişsindir ama evini henüz bulamamışsındır.

İşte bu yüzden dua edersin.
"Allah'ım, bana bu hâlin haberini ver. Bana ne olduğunu anlat. Bana gördüğümü taşıyacak bir kalp, anlayacağımı koruyacak bir akıl, yaşayacağımı ayakta tutacak bir sabır ver. Çünkü bu yeni bir hâl… Ve ben bu hâli bilmiyorum."

Belki de insanın en sahici duası budur. Bilmediğini bilmek. Aczini inkâr etmemek. Hakikati sahiplenmek yerine ona sığınmak.

Çünkü bazı hakikatler önce insanın gözünü açmaz; önce onu yetim bırakır. Önce bütün dayanaklarını elinden alır. Sonra yavaş yavaş, o boşluğun içinde yeniden bir kalp, yeniden bir bakış, yeniden bir hayat inşa eder.

Ve belki de hakikatin ilk bedeli, dünyayı kaybetmek değildir.

Kendini kaybettiğini zannetmektir.
Ta ki bir gün anlarsın; kaybolan sen değildin. Kaybolan, hakikat sandığın bütün gölgelerdi. Geriye kalan ise seni senden daha iyi bilen Rabbinin elinde yeniden kurulmayı bekleyen gerçek varlığındır.

0 Yorumlar