DOSTLUĞA VE REFİKLİĞE ÖZLEM

Bence, yalnızlık çeken günümüz insanının yoksunluğu etrafında az sayıda insan olmasından kaynaklanmamaktadır. 

Yoksunluk, ilişkilerdeki nitelik, mertebe, kıvam ve kalite sorunlarından kaynaklanmaktadır. 

Birlikte olunan, vakit geçirilen, bir şeyler paylaşılan insanlarla paylaştıklarınızın mahiyeti, derinliği ve size katkıları nelerdir? 

Bunlar yüreğinizi hop hop ettiriyor mu? Zihninizi biliyor, keskinleştiriyor, aradıklarınızı bulmaya katkıda bulunuyor mu? 

Umutlarınızı güçlendiriyor, nezdinde, insanlara saygınızı, merhametinizi ve hatta sevginizi arttıran bir mümessillik kıvamını hissettiriyor mu? 

Herkesin aradığı güzellikleri, erdemleri bünyesinde taşıdığını sezdiğiniz insanın gözlerine bakıp, ses tellerinden çıkmayan kelimelerle; " o sen misin? diye sorduğunuz da her seferinde yine sese, söze dökülmemiş gür bir nidayla; " hem o benim, hem o sensin diyor mu?" 

Yüzünüz aynı yere dönük, kulağınız aynı frekanstan duyuyor, gözünüz aynı perspektiften görüyor, aklınız senkron çalışıyor, ahdiniz aynı yere, adamlığınız aynı kıvamda, sabit kadem durabilmek yiğitliğine şahitlik edip, şahit oluyor musunuz? 

Anlarınıza boş sözlerin ve boş işlerin gölgesi bile düşmüyor mu? 

Sırrı vermede yağmur gibi, sırrı saklamada gece gibi olabilmeyi ve olduğunu hissedebiliyor musunuz? 

Bencilliği bataklık gibi görüp; yargılamayı, eleştirmeyi, suçlamayı, baskıyı, hukuksuzluğu, ihaneti; bataklığa çeken aşuftenin size dolanmış uzun saçları gibi mi görüyorsunuz?

Hakkında zannı kebair gibi görüp, fasıkları sınırlarınıza yaklaştırmıyor ve iftira imtihanlarının en şedidine bile; " o böyle yapmaz " diyebiliyor musunuz? 

Söylemeden anlayacak kadar dikkat ediyor fakat gözünüzle, kulağınızla, yüreğinizle pür dikkat dinliyor musunuz? 

Birlikte, hak üzerinde olmak ilişkinizin mayası mı? Yoksa hep haklı görünmek düşkünlüğü mayayı bozuyor mu? 

Asıl dostu Allah olanların, Dosttan umup beklediklerini, birbirlerinden beklemedikleri fakat Dostun lütfu ihsanlarını gani gönül paylaşmaya hazır oldukları ilişkinin adıdır, dostluk. 

Dostluğun ne olduğunu bilen ve dost olmak potansiyeline sahip olanlar ancak Allah'ı veli edinip fikir, ölçü ve izan sahibi olanlardır. Fikri olmayanın dostluğu olmaz. 

Nefsini, enaniyetini, benini aşıp da, Dosta kul olamayanın ilişki niteliği ve mertebesi asla dostluk olmaz. Dese bile hükmü laftan öte değildir. 

Zira o ilişkilerde nefsin izzeti baş köşelerdedir ve her şey onun etrafında döner. 

Bütün beklentiler, ölçüler ve sınırlar, benleri tatmin üzerine kurulmuştur. 

Paylaşıyoruz dedikleri her şey ancak bunun gerçekleşmesi için vardır ve bunun ihlal edildiği ilk ana kadardır bu ilişkinin vadesi. 

Arz ve talebin buluştuğu ve zımni dengenin bozulmadığı sürede devam eden bu ilişkilerin; sık, yoğun, uzun süreli olması, dostluk kıvamını ve vasfını oluşturmaz. 

Zira dost olmaya ancak Dostu veli edinmiş ve O'ndan başkasından istememek, beklememek, ummamak kıvamını yakalamışların gücü yeter. Nefsine ram olmuş, benini inşa edememişlerin harcı ve hakkı değildir. 

Dostluğun duyarlılık kantarı hassas ötesi hassas tartar. Zira dostlar, dostlarına zırhlarını kaldırmış, ruhlarını olduğu haliyle göstermişlerdir. Böyle olunca toz tanesi mermi hükmünde etki yapar. Bu nedenle dostlar beklentiye mebni olmayan bir hassasiyetle kafalarının üstündeki kuşları hiç tedirgin etmezler. 

Bir de bunun ötesinde bir mertebe daha vardır ki orada daha az insan bulunur. Ancak oradaki az insanın özgül ağırlığı, belki de olmayanların toplamından fazladır. 

Bu refiklik makamı, refiklik kıvamıdır. 

Dostluğun kıvamını tutturmuş olanlar bir de yola çıkmış; yolun icapları üzerinde de birbirlerini anlıyor, biliyor, güveniyor, seviyor ve inanıyorlarsa artık bu ilişkinin kıvamı ve değeri ancak ehli tarafından bilinip, takdir edilebilir. 

Zira yol, dost olanları, Dostun rızasına ve dosta götüren yoldur. Bu yoldaki dostluk ve paylaşım bi mislü bahadır. 

Ya bunlardan bir esintiyi hissetmiş, azıcık tatmış olanlar; ya da fıtratın şuuraltındaki hissettirişlerinde bu yükseklikten bir damlaya maruz kalmışlar bile, o yoksunluğu ve yalnızlığı daim hissedeceklerdir. Velev ki etrafında büyük kalabalıklar olsun. Ta ki dost onlara, dostlar lütfedip, ikram edene kadar.

0 Yorumlar