Deli saçması, "varolmak ihtimali olmayan" bazı sorular soralım ve bunları bir kenara koyalım. Bu soruları sormanın anlamlı olup olmadığına; bir gün koyduğumuz kenardan geri alıp almayacağımıza; hayatımızda, bu soruların sorulmasını gerektirebilecek nedenler olup olmadığına kendimiz karar verelim. Acele etmeyelim fakat soruları sorup bir kenara koyalım.
Mesela, hayatımızda olup bitenlerin, olması gerektiği gibi olmaması ihtimali var mıdır?
Bizim hayatı algılayışımızın, neyi-nasıl yapmamız gerektiğine dair farkındalığımızın olması gerektiğinden farklı olmak olasılığı var mıdır?
Kendi yaşadığımız hayata ne kadar dahil, ne kadar müdahil olabiliyoruz?
Hayatın, bu soruları sormayı gerektirici unsurları var mıdır? Nelerdir?
Hayatınızı inşa etmek hususunda ne kadar bilgi sahibisiniz?
Bu soruları sorup, cevap aramaya; asla sormamaya ve hatta sorulması için kırıntı kadar farkındalığa sahip olmamaya hangi isimler verilebilir?
Hayatın anlamı ve insanın varoluşsal arayışı ile alakası nedir?
İnsanların bir bölümünün bunları hissedip, arayışa girmeleri ile aralarındaki mesafe, bu günle, kıyamet kadardır.
Bazı güdük ruhlar, hayatı, hakkı, hakikati; içerisinde yaşadıkları oyun çadırı ve oynadıkları oyunlardan ibaret gördükleri için var güçleriyle oyun çadırlarını ve oyunlarını kutsamanın ve korumanın kavgasını vereceklerdir. Hakka ve hakikate karşı işledikleri cürmü fark etmeden öbür boyuta geçenler için "din günü" vardır.
Allah'ın samimi bulduğu ve lutfettiği latif ruhlar, ulucanlar ise birgün inşallah doğru soruları sorup, arayışa geçecek ve yüzlerini doğru yöne döneceklerdir. Mutlaka sürece, hayatlarına dahil ve müdahil olacaklar; hakikati fark etmeyi engelleyen hususları anlayıp, arınmak için mücadele edeceklerdir.
Bunu yapabilmek için Allah'ın lutfu-ihsanına liyakat kesbetmek, istemek, samimiyet izhar etmek ve bunu isteyenlerle refik olmak, işbirliği yapmak gerekmektedir.