AMELİYAT ESNASINDA UYANMAK

Bu, üç benzemez kategorisinde bir değini olacaktır. Bu kategorideki yazılar yazmak ya da konuşmak, genellikle hareket alanı kazanmak için tercih edilirler. Ancak cari gerçekliğin esareti altındaki insanlar bu tür hatırlatmalardan, ayna tutmalardan pek hoşlanmayabilirler, hatta kızabilirler ve tepki gösterebilirler. Fakat normatif düşünmemeyi tercih edenler, Allah'ın kulu, bu ülkenin vatandaşı değiller mi? Arada bir onlara dair de bir şeyler not düşmek gerekmez mi? 

Ameliyat esnasında uyanmak... 

Organ mafyasının kaçırıp, ameliyatla bir böbreğini aldığı adam ameliyat sırasında uyanır. Zira narkozcu kokteylde doz ayarlamasını yanlış yapmıştır. Ameliyat öncesinde hastaya verilen narkoz bir kokteyldir. Üç unsurdan oluşur. Birisi ağrı kesicidir. Diğeri kasları felç eder. Sonuncusu ise hastayı uyutur. İşte uyutan unsurun dozu yeterli olmadığı için hasta ameliyatın ortasında uyanır. Hareket edemez, konuşamaz, ağrı hissetmez. Fakat bütün ameliyatı görür ve olanları fark eder. Bunun hastada sonuçları olur. 

Narkozun tam etki ettiği hastalar ameliyat esnasında hiçbir şey hissetmezler ve hatırlamazlar. Sonrasında eğer iyileşebilirlerse; tek böbrekli, hak tecavüzüne uğramış, mağdur, aciz, yarım ve kabullenmiş bir adam olarak; bu durumun bütün travmaları ile birlikte yaşarlar.

Ameliyatta uyanmış olanlarsa ilaveten, ameliyat sırasında görüp, fark ettiklerinin travmalarını da yaşarlar. Bunun muhtemel iki etkisi olur. Ya çok yönlü, çok boyutlu paralize olmuşlardır. Bunun farklı tezahürleri görülür. Ya da ameliyat sırasında görüp, fark ettikleri, onlar için daimi uyanıklık vesilesi ve motivasyonu olmuştur. Bunun da farklı sonuçları olur. Travmaları atlatmak ve mücadele edebilmek için, tutunacak bir dal, basacak sağlam zemin hükmünde iş görebilir. 

Soyut düşünmek... 

Soyut düşünmek, beş duyudan gelen verilerle sınırlı olmaksızın, kavramlar ve simgeler çerçevesinde düşünebilmeyi de ifade eder. Yani soyut düşünme, elle tutulamaz, gözle görülemez unsurlarla alakalı iken; somut düşünme, beş duyumuzla algılanabilen unsurlarla bağlantılıdır. Soyut düşünme yetisi, on bir, on iki yaşlarından itibaren gelişmeye başlar. Buna destek olmayan ve izin vermeyen toplumlarda insanlar; "aklı gözünde" olarak nitelenirler. Bu toplumlarda insanların; hayal kurmak, tasavvur, tasvir, tasarım yetenekleri de yeterince gelişmek imkânı bulamayabilir. Ayrıca soyut düşünmenin, insanda bilgi işleme hızını da etkilediği söylenir. Bilgi işleme hızını, zeka olarak da ifadelendirilebilir. 

Sembolik anlatım... 

Sembolik anlatım; bir durumun, olgunun veya hükmün; somut ve güncel hali, zamanı ve zemini ile sınırlı kalmamasını; anlamın veya işlevin, etkili ve vurgulu aktarımını sağlamak için; mevcut hal ve gerçeğinden farklı soyutlamalarla veya simgeler üzerinden anlatımıdır. 

Doğu metinlerinde, felsefi, edebi, tasavvufi ve mistik eserlerde ve Kuran'da, sembolik anlatım bolca yer almıştır.

 

 

0 Yorumlar